Aydınlıktın... Bende en karanlık... Ama anladım ki ; Senin aydınlığın... Sadece perdelerimin arkasında kalacak... Aydınlatmicaksın beni...
ellerin titrer kırılır dumanı sigaranın kanatır bir turna sürüsü içindeki maviyi , göç eder gözlerinde asılı durur yağmur bir hayvan tepinir göğsünde dimağın uyuşur tâkat...
Aldırma! Sen ne anlarsın halimden? Yokluğun kısılmış dudaklarıma dağlanmış Su gibi akıp giderken avuçlarımdan Ardından ne karalar bağladım Nerden bileceksin sevgili? Ben benden firar ettim...
Şıp, şıp, şıp. Küveti taşıran işte bu son damlaydı Islattı yerleri Anlamlar Fayans neden kaygan mesela? Ya da nasıl bu kadar önemli olur Kırmızıyken her...
keyfekeder sesler boğaza takılır öksürüğünün tınısı kulaklarda pas ! yırttığın boğaz katran karası cümleler savurur it ürür meydanda demin konuştuğun çocuk şaşkın esrarkeş adam aşifte...
günahi yikanmis carsaflar seriyorum yatagina daha nice gecelere gebe zaman gizlice adini duymadigin sevdalar sokuyorum koynuna teredüt etme sevis nefsini körelt sehvetin yakalandin kac kez...
birazdan bir ihtilal olur sokağa çıkacak kentler arar bulutlar susar radyodaki hicaz makamlar birden ustura parazitler başlar gök çıldırır sanarsın darağacında şimşekler patlar kurumaya başladı...
Çocukken her akşam yatmadan önce Tanrıya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim...Bir gün tanrının çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim kendime bir...
Yeni doğmuş hilalin, Islak soğuğu var dışarda. Tek başınalığın en güzel melodisi, Taşınıyor pencere kenarıma. Kırıklığım ölü şairlere; Kimsenin aldırmadığı, Yazılmamış nice dertlere... Sıralanmış hayatların...
Hiç bu kadar çarpıtılmamıştı sözcükler. Anla(t)mak hiç bu kadar zor olmamıştı. Kalitesizliğe kılıf olarak kimlikler seçilmemişti hiç. Neresini tutsan elinde kalacak akıl yürütmelere "araf" sözcüğü...
Daha uyanmamalıydık masallardan.Ne zaman bitti o eşsiz ormanlar, yollar? ne zaman ayrıldı yolları şehzade ile ipek kızın? ve ne zaman vazgeçti yakışıklı prens yüzyıl uyuyan...
beni hoş tutmadı geçtiğim kadınlar bana aşk borcunuz var öyle yarım ağız değil şurasından bol tükürük ve dudakların emerken yaşamak kıvamında hiç durmuyor çıngırakları zamanın...
Dokunsalar ağlayacak gibiyim.. Gülüşlerim yansımıyor dudaklarıma Yarım günler yaşıyorum Boşvermişlik var içimde Bu akşam bu şehir çok karanlık Bu akşam herkes bana yabancı Rüzgarlar sarmaş...